Sigarayı Bırakmak İstiyorsanız Buraya Bakın!
19/8/2007 · Kategori: HABERLER
SİGARA İÇİYORSANIZ SOL TARAFTAKİ İÇMİYORSANIZ SAĞ TARAFTAKİ CİĞER SİZİN SEÇ BEĞEN AL

ABD’nin Minnesota eyaletinde yapılan ve sonuçları İngiltere'de
yayımlanan Cancer adlı tıp dergisinde açıklanan bir araştırma,
akciğer filminin sonuçlarını gören sigara tiryakilerinin hiçbir
destekleyici uygulamaya gerek duyulmadan sigarayı bırakabildiklerini
ortaya koydu. Araştırmaya göre akciğerde röntgen filmiyle yapılan
kanser taraması sırasında, film sonuçları kendilerine gösterilen 901
hastadan, 14'ünün hiçbir etkiye ve desteğe gerek kalmadan bir yıl
içinde sigarayı bıraktığı belirtiliyor. Bu oran, normal koşullarda sigarayı
bırakma oranının tam iki katı.
Napolyon' un Hayatı
19/8/2007 · Kategori: HABERLER
5 Ağustos 1769'da Korsika Adası'nın Ajaccio kentinde doğdu. 5 l Mayıs 1821 tarihinde Atlas Okyanusu'nda İngiltere'ye bağlı St.JL Helena Adası'nda öldü. Giriştiği fetihlerle Avrupa'nın siyasî haritasını değiştirmiş, yönetim ve hukuk düzenlemeleriyle Fransa'nın devrim sonrası devlet yapısını şekillendirmiştir.
"Kurtarıcı" ve "zalim",
"maceraperest" ve
"kanun yapıcı",
"imparator" ve
"kanun kaçağı." Emil Ludwig bu sıfatlardan sonra "Hiçbir insan bu kadar kısa sürede bütün bu sıfatlara sahip olmamıştır" diyor.
Carlo Buanoparte ile Marie Letizia Ramolino'nun ikinci oğullarıydı Napolyon... Tahsilini Brienne'de bir okulda yaptı, sonra Paris'teki askerî akademiye yazıldı. 1785'te Valence'deki topçu alayına katıldı. 1794'te İtalya'daki topçu birliklerinin komutanlığına getirildi. Paris'teyken Jakoben çevrelerle ilişki kurmuş olduğu anlaşıldığından La Vendee'ye gönderilmek istendi, bunu kabul etmeyince görevinden alındı. Paris'e döndükten sonra konvansiyona karşı hareketi bastırmak için Paul François Barras ile Lazare Carnot'un kuvvetlerine katıldı. Olaylar kısa zamanda gelişerek yeni bir anayasanın ve direktuvarlığın doğmasına yol açtı.
Napolyon 1795 Ekim'inde Fransa'daki ordunun başına getirildi. 1796 Şubat'ında da İtalya'daki ordunun başkomutanı oldu. Bu arada General de Beauharnais'in dul karısı Josephine'le evlendi. 1796 Nisanında ilk italya seferini yaptı. Bu sefer Napolyon'un ününü yaydı. Stratejik ustalığın şaheseri sayılan italya seferi büyük başarıyla sonuçlandı. İmzalanan Carripo Formio Antlaşması'yla Venedik Cumhuriyeti İtalya'ya bırakılıyor, karşılığında da Belçika ve İyon adaları alınıyordu. Bu önemli siyasî olayla devrim cumhuriyeti Avrupa'nın en tutucu devleti olan Avusturya'ya gücünü göstermiş, Napolyon da İtalya'daki Fransız yönetimini kabul ettirmiş oluyordu.
Napolyon Paris'e döndükten sonra direktuvarlık tarafından İngiltere'yi ele geçirmekle görevlendirildi. Doğrudan İngiltere'ye saldıracağına İngiliz etki alanının en can alacı noktasına saldırmayı uygun bulan Napolyon, Mısır seferine çıktı. Akdeniz'deki İngiliz donanmasını yenilgiye uğrattı, Malta'yı aldı. 1798 Temmuz'unda İskenderiye'ye girdi. Piramitler Savaşı'nda Memlükler'i yendi. Ancak Horatio Ne-son yönetimindeki İngiliz donanması Fransız donanmasına saldırarak gemilerini batırdı. Nelson'un başarısı üzerine İngiltere, Osmanlı Devleti, Avusturya ve Rusya, Fransa'ya karşı birleştiler.
Birleşik ordu Rus generali Alexander Suvorov'un komutasında Napolyon'un ele geçirdiği topraklan geri aldı. 1799'da Suriye'ye girdi. Akka'nın Cezzar Ahmed Paşa tarafından başarıyla savunulması ve ordusunda salgın hastalıkları yüzünden Mısır'a çekildi. Ordusunu burada bırakarak gemiyle Fransa'ya döndü.
9 Kasım 1799'daki hükümet darbesi Fransa tarihinde yeni bir dönem başlattı. Birkaç hafta sonra anayasada değişiklikler yapılarak yönetim üç konsülün eline bırakıldı. Napolyon "birinci konsül" olarak Fransa'nın mutlak hâkimi oldu. Bazı reformlar yapmaya çalıştı. Devletin dağıttığı kredileri belli düzene soktu, 1802'de Fransa Bankası'm kurdu, idarî alanda bazı reformlar gerçekleştirerek valilerin ve belediye başkanlarının siviller arasından seçilmelerini ve kendilerini seçen tek merkeze karşı sorumlu olmalarını sağladı, mahkemeleri ve emniyet örgütünü yeniden düzenledi..
Avusturya ve İngiltere orduları hâlâ silahlarını bırakmamışlardı. Napolyon 1800'de tekrar İtalya'ya.girdi ve Milano'yu aldı. Böylece Avusturya ordusunu ikiye bölmüş oluyordu. Birini kuşatma altında tutarken diğerine saldırdı. Saldırıları başarıyla sonuçlandırdı. J. V. Moreau'nun Hohenlinden'deki zaferi üzerine Avusturya İmparatoru İngiltere'yle ittifakını bozmak ve 1801 Şubat'ında Luneville barış anlaşmasını imzalamak zorunda kaldı.
Napolyon kısa zamanda Fransa halkının sevgisini kazandı. Yabancı ülkelerdeki Fransızlar'ın ülkelerine dönüp devletin modernleştirilmesinde kendisine yardımcı olmalarını sağladı. 1804'te yaptığı Code Napoleon (Napolyon Kanunları) halk tarafından da desteklendi. Napolyon aynı yıl Paris'teki Nötre Dame katedralinde Papa Pius VU'nin eliyle taç giyerek imparator oldu. Napolyon imparatorluğu boyunca sayısız zaferler kazandı. Ancak Fransa içinde beliren bazı hoşnutsuzluklara İngiliz donanmasının gücüne, İspanya ve italya'da tahta geçirdiği akrabalarına halk tarafından duyulan kin ve nefrete, kendine bağladığı devletlerde beliren milliyetçilik akımları da eklenmişti. 1812'de Rusya'ya girdi. Ancak yiyecek sıkıntısı, asker kaçakları ve Rusya'nın dondurucu soğuğu gibi sebepler yüzünden ordunun yönetimi Joachim Murat'ya bırakarak Paris'e döndü. Kendisine karşı düzenlenen hükümet darbesini bastırdiktan sonra yeni bir ordu kurdu. 1813 Ekim'İnde Leipzig'de yenik düştü. Düşman kuvvetleri 1814'te Paris kapılarına dayanınca görevinden ayrılmak zorunda kaldı. Elbe adasına sürgüne gönderildi.
Napolyon'dan sonra Fransa tahtına XVIII. Louis geçirildi. Viyana Kongresi'ne katılan bakanlar ve delegeler 7 Mart 1815'te Napolyon'un kaçıp Paris'e dönmüş olduğunu, halk tarafından büyük sevgiyle karşılandığını öğrendiler. Hemen bir ordu toplayan Napolyon Belçika'ya saldırdı. Kazandığı önemsiz birkaç zaferden sonra Wellington'un komutasındaki İngiliz ve Gebhard von Blücher komutasındaki Prusya kuvvetleri tarafından 18 Haziran 1815'te Waterloo'da büyük bir yenilgiye uğratıldı. Paris'e dönünce ikinci defa tahttan indirildi. Amerika'ya kaçmak istedi, ancak bunu başaramayınca İngilizler'e teslim oldu. İngilizler onu Atlantik'teki St. Helena adasına götürdüler. Son yıllarını bu küçük adada geçirdi ve hatıralarını yazdırdı. 5 Mayıs 1821'de öldü, ancak cenazesi 1840'ta Paris'e getirilebildi ve İnvalides'e gömüldü. Napolyon'un uşağı tarafından zehirlendiğini ileri sürenler vardır.
Askerî dehaya sahip bir komutan olan Napolyon, siyasî bakımdan da önemliydi. Burjuva ihtilâlini kendi İstediği doğrultuya yöneltmiş, ne eski rejime dönülmesine ne de bir halk hükümetinin kurulmasına yol açmıştır. Waterloo yenilgisinden sonra Paris halkını silahlandırmaya bu yüzden cesaret edememiştir. Halk onun için silaha sarılabilirdi ama Napolyon bu hareketten bir halk hükümetinin doğabileceğini düşünmüştü. Orta sınıfın hakim olduğu merkezî hükümet tarzının mucidiydi.
Napolyon'un anlayışına uygun bu hükümet şeklini daha sonraki yıllarda başka Avrupa devletleri de benimseyerek uyguladılar. Napolyon milliyetçilik duygularına Önem vermezdi ama İtalya, Polonya, Almanya ve Balkanlar'da farkında olmayarak milliyetçilik tohumlarının atılmasına yol açtı.
Napolyon nasıl öldü?
Sürgündeki Fransa İmparatoru Napolyon 1821'de arsenikle mi zehirlendi, yoksa mide kanserine mi yenildi? Tartışma 179. ölüm yıldönümünde yeniden alevlendi. Resmî açıklamaya göre, Napoleon 5 Mayıs 1821'de Ölmüştü. Ölüm sebebi mide kanseriydi. Ölüm raporu Dr. Antom marchi tarafından imzalanmıştı. Peki, cidden mide kanserinden mi ölmüştü? Gerçek 140 yıl sonra 1961'de iki tıp doktoru Smith ve Forshufwood tarafından açıklandı. Doktorlar dünyanın birçok müzesine garip bir istekte bulunmuşlardı. Koleksiyonlarında Büyük Fransız'ın bir tutam saçı olup olmadığım sordular, Araştırmacılar şanslıydılar. Ölümünden sonra Napolyon'un saçından kesilmiş bir tutam saçı bulmayı başarmışlardı. Doktorlar insan organizması tarafından alınan arseniğin yavaş yavaş saçta biriktiğini biliyorlardı. Normalde saçtaki arsenik miktarı çok- azdır. Kimyasal analiz yöntemleri kullandılar. İsveçli Fizikçi Wassen de araştırmaya katıldı. Saç telleri alüminyum silindire konuldu ve birkaç saat süreyle bir uranyum reaktöründe tutuldu. Sonuç şaşırtıcıydı. Saçtaki arsenik miktarı normalin 13 katıydı. Dahası, arsenik ufak dozlar halinde, yavaş yavaş verilmişti. Aynca Kanada'daki Uluslararası Napolyon Derneği'nin başkanı Ben Weider, FBI'ın 1995'te imparatorun saçlarında milyonda 20-50 parça seviyesinde arsenik belirlediğini vurguladı. Tabiî arsenik seviyesi yalnızca milyonda bir parça. Napolyon'un son günlerinde ışığa karşı aşın hassasiyeti, saç dökülmesi, uykusuzluk ve sinir rahatsızlıkları Weider'a göre imparatorun şarabına azar azar konan arseniğin eseri. Ayrıca otopsi raporlarında kaydedilen şişmanlık, kanserden eriyen bir adam tablosuna uymuyor. Rakip kuruluş Amerikan Napolyon Derneği başkanı Snibbe'ye göre delil olarak ileri sürülen saçların Napolyon'a ait olduğunun ispatlanması gerek. Arsenik zehirlenmesinin yol açtığı avuç içlerinin ve ayak derilerinin sertleşmesi de görülmemiş. Yale Üniversitesi'nden Philip Corso, Napolyon'un ölümünden sonra sekiz doktorca imzalanmış beş ayrı otopsi raporunun ortak teşhisinin yaygın mide kanseri olduğunu hatırlatıyor. Snibbe, Napolyon'un Florida'da gömülmüş bir akrabasından DNA Örnekleri toplamak için izin peşinde. Ancak her iki kampın rüyası, anıt mezarı açıp imparatorun kemiklerinden alınacak örneklerle tartışmayı noktalamak.
Napolyon'un boyu
Napolyon'u bütün dünyayı yönetme kompleksine sürüklediği iddia edilen kısa boyuna ait bilgilerin tarihin büyük yalanlarından biri olduğu öne sürüldü. Napolyon'un boyu konusundaki tartışmanın eski Fransız ölçüm sisteminden kaynaklandığı belirtiliyor. Napolyon'un 1.60 olarak bilinen boyunun "kralın adımları" diye anılan eski Fransız ölçüm sistemine göre hesaplandığı, bu rakamın günümüz ölçüm hesaplanna vurulduğunda boyunun aslında 1.80'in biraz daha üstünde Olduğu belirtildi.
Balina yavrusuyla şov yaptı!
18/8/2007 · Kategori: HABERLER
ABD’nin en büyük akvaryum merkezlerinden birinde dünyaya gelen yavru balina doğduğu andan itibaren annesiyle şov yaptı.
ABD, Chicago’daki Shedd Akvaryumu’nda dünyaya gelen yavru balina akvaryum çalışanlarını ve ziyaretçilere müthiş bir görsel şölen sundu.
24 yaşındaki annesiyle birlikte yüzen bebek balina acemiliğini kısa sürede üzerinden atarak akvaryumda bulunanlara şov yaptı. Yetkililer yavru balinanın cinsiyetinin henüz belli olmadığını söyledi.
Katliam gibi kaza: 16 ölü
18/8/2007 · Kategori: HABERLER
GÜVENLİ olmayan araçlarla, kamyonet veya traktörlerle taşınan tarım işçilerinin acı kaderi, Şanlıurfa’daki kazayla bir kez daha gündeme geldi. Tarım işçilerini taşıyan kamyonete, mercimek yüklü kamyonun çarpması sonucu meydana gelen kazada 15’i tarım işçisi 16 kişi yaşamını yitirdi, 4’ü ağır 15 kişi de yaralandı. Kaza sonrası tarım işçilerinin cesetleri, karayolunu ceset tarlasına çevirdi.
Kaza, sabah saat 06.00 sıralarında Şanlıurfa-Mardin çevre yolu çıkışında meydana geldi. Şanlıurfa’nın Akçakale İlçesi’nde tarlada çalışacak çocuk ve kadınlardan oluşan 28 tarım işçisi, Karşıyaka Mahallesi’nden Abit Keskin’in kullandığı 63 VS 689 plakalı kamyonetin kasasına bindi. 45 kilometre uzaklıktaki Akçakale’ye doğru 1.5 saat sürecek yolculuklarına çıkan tarım işçilerinin bulunduğu kamyonete, yaklaşık 2 kilometre gittikten sonra Şanlıurfa-Mardin Çevre yolu ışıklı kavşağında Bedrettin Tekin’in kullandığı 73 DH 087 plakalı mercimek ve pirinç yüklü kamyon yandan çarptı. Çarpışma sonrası 5 metre sürüklenerek, yaya kaldırımdan şarampole devrilen her iki araç hurdaya döndü, kamyonetin kasasındaki tarım işçileri yola savruldu.
Kazada kamyon şoförü Bedrettin Tekin ile tarım işçilerinden Fadime Sadak, Fatma Sadak, Emine Başak, Fatma Kaya, Aysel Demir, Sabiha Demir, Fatma Tomurcuk, Emine Çiftçi, Aliye Subay, Fatma Subay, Sara Aladağ, Emine Erkaçmaz ve Emine Adak ile kimlikleri belirlenemeyen 2 tarım işçisi yaşamını yitirdi.
Tarlada çalışarak evlerinin geçimine katkı sağlayan tarım işçilerinin çevreye savrulmuş cesetleri, karayolunda ceset tarlası görüntüsü oluşturdu. Kaza sonrası kamyonette sıkışarak yaşamını yitirenlerin cesetleri ise itfaiye ekiplerinin çalışması ile çıkarıldı. Ölenlerin cesetleri ceset torbalarına konuldu.
15 YARALI
Kazada, kamyon şoförünün yanında oturan kızı Selma Tekin ile kamyonet sürücüsü ve 13 tarım işçisi de yaralandı. Şanlıurfa Devlet, Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Balıklıgöl Devlet hastanelerinde tedaviye alınan yaralılardan 4’ünün durumunun ağır olduğu belirtildi.
PİRİNÇ TORBALARI ARASINDA CESET ARANDI
Kamyon kasasındaki mercimek ve pirinç torbalarının da etrafa saçılması nedeniyle polis bu torbaların arasında da ceset araması yaptı. Tarım işçilerinin yanlarında götürdükleri ekmek, yemek ve diğer malzemeleri de etrafa saçıldı.
Evlerinden alındıktan kısa süre sonra geçirdikleri kazada hayatını kaybeden tarım işçilerinin olayı duyarak kaza yerine gelen yakınları, sinir krizi geçirdi, ağıt yaktı, bazıları da fenalaştı. Aileleri polis teselli etmeye çalıştı.
300 METRE DAHA GİTSELER KURTULACAKLARDI
Kazanın görgü tanıkları, Mardin’e mercimek ve pirinç götüren kamyonun şoförünün uyuduğunu, kavşakta kırmızı ışıkta geçerek, kamyonete yandan çarptığını iddia etti. Kazanın meydana geldiği kavşağın yaklaşık 300 metre ilerisinde ise trafik ekiplerinin, tarım işçilerinin kamyon, kamyonet ve traktör kasalarında taşınmaları önlemek amacıyla denetim yaptığı ortaya çıktı. Kavşakta kaza olmadığı takdirde, bulundukları kamyonet trafik kontrolüne takılacağı için araçtan indirilip, gitmelerine izin verilmeyecek olan tarım işçileri, bu sayede ölümden de kurtulacaktı. Ancak, polisin denetim yaptığı yere ulaşamadan meydana gelen kaza, işçileri ölümle buluşturdu.
MAHALLEDE ACI VE GÖZYAŞI
Tarım işçilerinin oturduğu Karşıyaka Mahallesi’ni kaza sonrası yasa boğuldu. Çoğunluğu mahallenin 505 numaralı sokağındaki evlerde oturan ve akraba olan tarım işçilerinin evlerinin önünde yakınları gözyaşı döktü, fenalık geçirdi. Acılarının büyük olduğunu belirten işçi yakınlarından Mehmet Çalış, “Sabah, bu insanlar birkaç kuruş kazanmak için yola çıktı. Burada herkes komşu, her evden 2 - 3 ölü var. Acımız çok büyük. Yetkililer tarım işçilerinin bu şekilde taşınmasına son vermeli. Bir kamyona 50 kişi bindiriliyor. Ekmek parası için işçiler de sesini çıkaramıyor. Buna bir çözüm bulunsun. Bunca insan boşu boşuna öldü, ocaklar söndü'' dedi.
7-10 YTL YEVMİYE UĞRUNA
Kazada ölen tarım işçileri, saat 05.30-.06.00 sıralarında evlerinden alınıp, değişik uzaklıklardaki ilçe veya köylerdeki tarlalara giderek saat 15.00-16.00’ya kadar çalışıp, bunun karşılığında 7-10 YTL aldıkları öğrenildi. Hastanelere de giden tarım işçilerinin yakınları, “Her gün kamyonet kasalarında yolculuk yapıyoruz. Bir gün böyle olacağı belliydi. Her gün kasalara çoluk çocuk doldurup götürüyorlar. Kazandığımız para ise günlük 7-10 YTL. Sonunda korktuğumuz başımıza geldi ve birkaç kuruş için yakınlarımızı kaybettik'' dedi.
3 AYDA 234 CEZA KESİLDİ
Öte yandan Şanlıurfa’da, trafik ekiplerinin kamyon ve kamyonet kasalarında tarım işçisi taşınmasını önlemek amacıyla yaptıkları denetimlerde son 3 ayda 234 sürücüsüne ceza kestiği, bu araçlardan 27’sinin trafikten men edildiği belirtildi.
Hasan KIRMIZITAŞ- Ali LEYLAK/ ŞANLIURFA,(DHA)
Melen Çayındaki Balıklar Kokmaya Başladı
18/8/2007 · Kategori: HABERLER
İstanbul'un içme suyu sorununu çözmesi planlanan Melen Çayı'nın, Düzce'ye bağlı Cumayeri ilçesi Dokuzdeğirmen köyü kesiminde balık ölümleri devam ediyor. Telef olan balıklar akıntıya kapılırken, az da olsa kıyıya vuruyor ve su içindeki çalılara takılıyor.
Kıyıdaki bahçelerde çalışanlar, çalılara takılan balıkların koktuğunu belirterek, balık ölümlerinin araştırılmasını, kirliliğe neden olan tesis ya da fabrika varsa bulunmasını istedi. Şikâyetler üzerine incelemek için sudan ve balıklardan numune alındı.
DÜZCE DHA
Amerika'nı Ortalama Ömrü Azaldı
18/8/2007 · Kategori: HABERLER
Araştırmacılar, ABD'de ortalama ömrün diğer 41 ülkeye nazaran kısaldığını ortaya koydu.
ABD, ortalama ömürle ilgili uluslararası puanlamalarda yıllardır düşüşe geçerken, diğer ülkeler sağlık, beslenme ve yaşam kalitesini geliştirdiği için yükseliyor.
ABD'yi bu puanlamada geriye bırakan ülkeler arasında Japonya, birçok Avrupa ülkesi, Ürdün, Guam ve Cayman Adaları bulunuyor.
Washington Üniversitesinden Doktor Christopher Murray, ''dünyanın en zengin ülkelerinden olan ve sağlık hizmetlerine önemli yatırım yapan bir ülkenin diğer ülkelerle aynı seviyede tutunamamasının bir nedeni olması gerektiğini'' ifade etti.
Nüfus Bürosu ve Ulusal Sağlık İstatistikleri Merkezi verilerine göre, ABD'de 2004'te dünyaya gelen bir bebek ortalama 77,9 yıl yaşıyor. Bu ortalama yaşam süresi, ABD'yi, bundan 20 yıl önce 11. olan sıralamadaki yerini 42'inciye düşürüyor.
Nüfus Bürosuna göre, Fransa ile İspanya arasında yer alan Pireneler'in küçük ülkesi Andorra'da ortalama ömür 83,5 yıl. Bu ülkeyi sırasıyla Japonya, Macau, San Marino ve Singapur izliyor.
HIV virüsü ve AIDS salgınıyla açlık ve iç mücadelelerden büyük darbe alan Afrika kıtasının Sahara altı bölgesi ise en kısa ortalama yaşam süresine sahip. Buna göre Swaziland'daki ortalama ömür 34,1 yıl olurken, bu ülkeyi Zambia, Angola, Liberya ve Zimbabve izliyor.
FAKTÖRLER
Araştırmacılar, ABD'nin 41 ülkenin arkasında kalmasında birçok etkenin söz konusu olduğunu belirtiyor. Bunların en başında 45 milyon Amerikalının sağlık sigortasının bulunmaması olduğunu kaydeden araştırmacılar, Kanada ve birçok Avrupa ülkesinde sigorta durumunun daha iyi olduğuna işaret ediyor.
Yetişkin Amerikalılar arasında obezite oranının dünyada en yüksek oran olması, diğer bir etken olarak gösteriliyor. Araştırmacılara göre, 20 yaş ve üzerindeki ABD vatandaşlarının yaklaşık üçte biri obez.
ABD'de yaşayan ırklar da, ortalama yaşam süresinin kısalmasında rol oynuyor. Siyah Amerikalıların ortalama yaşam süresi 73,3 yıl. Bu rakam beyazların ortalama yaşam süresinin 5 yıl altında kalıyor.
Etkenlerden birinin de, diğer sanayileşmiş ülkelerle karşılaştırıldığında, ABD'de dünyaya gelen bebekler arasında ölüm oranının yüksekliği olduğuna dikkat çekiliyor.
Şili de Bir Göl Kayboldu
18/8/2007 · Kategori: HABERLER

Şili’nin güneyinde bir göl gizemli şekilde ortadan kayboldu.Patagonya’daki Magallanes bölgesinde bulunan gölün, mart ayında yetkililerin bölgeyi ziyaretinde yerinde bulunduğu, mayıstaki ziyarette ise gölden eser kalmadığının görüldüğü bildirildi. Yüzey alanı 4-5 hektar olan ve ezilen buzulların sularıyla sürekli beslenen gölün böyle birdenbire ortadan kaybolması, “yerin açıldığı ve gölü tümüyle içine aldığı” şeklinde yorumlandı.
Milli Ormancılık Kurumu bölge müdürü Juan Jose Romero, “Mart ayında bölgeye gittiğimizde her şey normaldi. Mayısta tekrar gittik ve gölün tamamen kaybolmuş olduğunu gördük. Kuru göl yatağında sadece buz yığınları ve büyük bir çatlak vardı” dedi.
Kurumun, gölün nasıl ortadan kaybolduğunu araştırdığı bildirildi.
Bu konuda yapılan spekülasyonlardan biri, bölgedeki bir depremde yerde bir çatlak açıldığı ve suyun buradan aktığı şeklinde...
(ntvmsnbc)
Fethullah Gülen'in Okulu Kapatıldı
23/7/2007 · Kategori: HABERLER
|
| |
|
Hocaefendi'nin Rusya'daki bir okulu kapatıldı | |
|
Kalkavan: Türk okulları rahatsız etti Fethullah Gülen’e ait okula el konulmasına ilişkin değerlendirmede bulunan cemaate yakın isimlerden İhsan Kalkavan, Rusya’nın okullara karşı “ketum” davrandığını ve zaman zaman sorunlar yaşadıklarını dile getirdi. Kalkavan, “Türki devletlerde vakıf okullarının sayılarının artması ve ciddi teveccüh görmesi Rusları rahatsız ediyor olabilir” diye konuştu. Türki cumhuriyetlerin her birinde 25-30 civarında kolej ve üniversiteleri bulunduğunu ifade eden Kalkavan, okullarda Türk milliyetçiliği ve Atatürkçülüğü çok ön planda tuttuklarını ileri sürerek, Rus çocukların okuduğu okulların bu nedenle sorun olarak algılanmış olabileceğini söyledi. Süleyman ARIOĞLU |
